Avukat Erdem Akçay

Alan Adını Haksız Yolla Ele Geçirmeye Çalışmak (Bölüm 2)

Yazar: Avukat Erdem Akçay - Tarih: Şubat 12, 2013

Metnin ilk kısmı için tıklayınız.

“Panelistin görülmekte olan bir davada alan adının haksız yolla geçirmeye teşebbüs olduğuna kanaat getirmesinin şartları nelerdir?” sorusuna net bir yanıt vermek mümkün değildir. Her olayın kendine özgü durumları değerlendirilmek zorundadır ve bu durum, panelistin takdirindedir.

Panelin kararında, alan adının haksız yolla ele geçirmeye çalışıldığı yönünde karar vermesinin ceza-i ya da idari bir yaptırımı bulunmamaktadır. Ancak, bu durumda şikayet edilen, yerel mahkemede açacağı davada haksız fiile maruz kaldığını belirtebilir. Şüphesiz bu durum, şikayet edence daha sonra açılacak başvurularda, panelin gözünde olumsuz bir intiba oluşmasına neden olabilir.

Bazı hukukçular ya da alan adı işleriyle uğraşanlar, alan adının haksız yolla geçirmeye çalışılmasına teşebbüs edilmesinin yaptırımının olmasını savunuyorlar. En çok savunulan görüş, maddi bir yaptırıma hükmedilmesi. Başka bir görüşse, “bu teşebbüste bulunan, bir süre dava açamasın”, görüşüdür. İki görüşün de yeterince tatmin edici ya da doğru olduğunu düşünmüyorum. Öncelikle kişilerin dava açma ehliyetini bu şekilde kısıtlamak, önceden düşünülemeyecek hak kayıplarına neden olabilir. Para cezası vermek ise, insanların dava açmaktan imtina etmelerine, haklarını ararken çekingen davranmalarına neden olabilir. Ki bu da hukukta istenmeyen bir durumdur. Peki ne yapılabilir? Bir başka görüş bana daha mantıklı geliyor. Deniliyor ki, bu teşebbüste bulunan, “tahkim masraflarının tamamını ödesin”. Bu görüş diğerlerine nazaran daha akılcı, şikayet edileni de koruyan bir görüş. Bu şekilde bir düzenleme yapılması kanaatimce doğru olacaktır.

Farazi bir örnekle alan adını haksız yolla geçirmeye çalışmayı detaylandırmaya çalışalım:

Varsayalım ki Mehmet isminde birisi, internetin ilk zamanlarında, sırf kahveye olan düşkünlüğü nedeniyle koyukahve.com’u kaydetmiş olsun. Kayıttan yıllar sonra bir firma, Koyu Kahve ismiyle bir ürün çıkartıyor, marka hakkını alıyor ve bu ürünü için bir de internet sitesi kurmaya çalışıyor. İlk yapacağı iş tabii ki bir alan adı almak. Koyukahve.com’u sorgulatınca görüyor ki, alan adı çoktan kaydedilmiş. Bu durumda yapabilecekleri şunlardır:

• Mehmet’le iletişim kurup, alan adını satın alabilir. Ama Mehmet satmak istemeyebilir ya da durumdan faydalanıp olağanüstü bir ücret talep edebilir.
• Farklı bir alan adıyla sitesini açabilir. Örneğin Eniyikoyukahve.com
• Mehmet’ten, marka haklarını ihlal ettiği dayanağıyla şikayetçi olur ve alan adını almaya çalışır.

İşte sorun, bu son durumda ortaya çıkıyor. Bir UDRP şikayeti için 1500 dolar yeterli. Firma için büyük ihtimalle bu önemli bir meblağ değil. Avukat masrafını, yazışma masraflarını katsak bile, ortaya çıkacak harcama, firma için önemsiz. Kaybetse, şansını denemiş olacak. Kazanırsa, yüksek fiyatlı olabilecek bir alan adını ucuza ele geçirmiş olacak. Örneğimizdeki alan adı pek kıymetli durmuyor ama bunun 2 harfli bir alan adı olduğunu düşünürsek, işin boyutunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.

Şikayet edilen Mehmet açısından duruma bakarsak; Mehmet alan adı üzerinde hak sahibi. İstediği fiyattan satmakta da özgür. Ama durup dururken, kendini savunmak zorunda kalıyor. Bir avukata başvurursa, onun ücretini ödemek zorunda. Diğer masrafları da katarsak, geri alamayacağı bir masrafın altına, hiç yoktan yere girmiş oluyor. Hesabında milyon dolarlık portföy bulunan bir alan adı tüccarı için bu durum önemsiz olabilir belki ama asgari ücretle çalışan biri için bu yükün altına girmek, sanıldığından çok daha zordur. Günlük hayatta gördüğüm üzere, öyle durumlar oluyor ki, sırf “haksızımdır herhalde, bu işle uğraşılmaz”, deyip, alan adını hesabından çıkaranlar, hukuki bilgi noksanlığı nedeniyle yanlış davranışlar içine girip, haklı iken haksız duruma düşenler oluyor. Zaten firmanın amacı da bu.

Metnin devamı için tıklayınız.

Kategori: Alan Adı Hukuku

Yorum Yapabilirsiniz