Avukat Erdem Akçay

İş Hukuku

İş Hukuku, en geniş anlamda işçi, işveren ve devlet arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. İş Hukuku, özel hukuk ve kamu hukuku özelliklerini taşıyan karma hukuka dahil bir alandır. Zira kuralları incelendiğinde, hem eşitler arası ilişkilerden hem kamu gücünden bahsedilebilmektedir.

İş Hukukunu temelde üç alana ayırmak mümkündür. Bunlar:

  1. Bireysel İş Hukuku
  2. Toplu İş Hukuku
  3. Sosyal Güvenlik Hukuku

şeklindedir.

İş Hukukunun Temel Kavramları:

İşçi:

Bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışan ve bu çalışmanın karşılığı olarak ücret alan gerçek kişiye işçi denir.

Stajyer:

Bir işyerinde, işin yapılışını uygulamalı olarak görmek için çalışan kişidir. Stajyer işçi değildir. Stajyerin amacı bilgisini artırmaktır.

Çırak:

Çıraklıkta da amaç bir meslek ya da sanatla ilgili bilgi birikimine sahibi olmaktır. Ama stajyerlikten farklı olarak çırak, işçi olmak için bu eğitimi almaktadır.

İşveren:

İşveren, bir iş sözleşmesine göre bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran gerçek ya da tüzel kişidir.

Alt işveren:

Alt işveren işi işverenden alır. Bu iş, asıl işyerinde yürütülen mal veya hizmetlerin üretimi ile ilgili yardımcı işler olabileceği gibi, asıl işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.

İşveren Vekili:

İşin yapılabilmesi için işveren taafından yetkilendirilen kişidir. İşveren vekili, işveren adına hareket eder.

İşyeri:

İşin yapıldığı ve iş yapılmasa dahi işyerinin eklentileri olan yerleri iade eder. Nerelerin işyerine dahil olduğunun belirlenmesi, birçok davada sonucu doğrudan etkiler.

İş Hukuku

İş Hukuku ile İlgili Önemli Bilgiler:

İş Hukukunun işçi, işveren, işveren vekili ve alt işverene yüklediği sorumluluklar ile verdiği hakları, maddeler halinde listeleyelim(liste zamanla geliştirilecektir):

  • İş Hukuku, işçinin korunmasına öncelik verir.
  • Yazılı olarak yapılacak bir iş sözleşmesi , ileride karşılaşılabilecek uyuşmazlıkların çözümünü büyük ölçüde kolaylaştırır.
  • 1 yıl ve daha uzun süreli iş sözleşmeleri yazılı yapılmak zorundadır.
  • İş sözleşmesi yazılı olarak yapılmamışsa işveren, en geç 2 ay içerisinde işçiye, çalışma koşullarını, ücreti, çalışma süresini, süresi belirli bir sözleşme mevcutsa bu süreyi, sözleşmenin feshi halinde uygulanacak kuralları yazılı şekilde işçiye vermek zorundadır. İş davalarının çözüme kavuşmasında oldukça önemli bir husustur.
  • Çağrı üzerine çalışmada çalışma süresi belirlenmemişse, bu süre haftalık 20 saat olarak kararlaştırılmış sayılır.
  • Çağrı üzerine çalışmada çağrılan işçinin çalıştırılmaması halinde dahi işçi kararlaştırılan çalışma süresine karşılık ücrete hak kazanır.
  • Çağrı üzerine çalışmada işveren işçiyi, işin başlangıcından en az 4 gün önce çağırmalıdır.
  • İş sözleşmelerinde taraflar deneme süresi belirleyebilirler. Bu süre en fazla 2 ay olabilir ancak toplu iş sözleşmelerinde süre 4 aya kadar çıkarılabilir.
  • Deneme süresinde çalışan işçi ile diğer işçiler arasında ayrım yapılamaz ve deneme süresinde çalışan işçinin ücreti eksiksiz ödenir. İşçinin kıdem hesabı denetim süresinin başlangıcından itibaren yapılır.
  • Takım çalışması ile ilgili iş sözleşmesi yazılı yapılmak zorundadır. İş sözleşmesinde her işçinin alacağı ücret açıkça belirtilir.
  • Eşler bir işte çalışmak için diğer eşten izin almak zorunda değildir. Ancak bazı işlerde çalışılması, boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir.
  • 15 yaşını doldurmamış kişi işçi olamaz. Ancak bazı hallerde 14 yaşını doldurmak yeterli görülmektedir.
  • Kadınlar, yer ve su altında çalıştırılamazlar.
  • Kadınların gece postalarında çalıştırılabilmeleri için sağlık raporu almaları mecburidir.
  • Yabancıların çalışabilmeleri için merciiden izin almaları gereklidir.
  • İşçinin ücret alması gereklidir. Aksi halde sözleşme iş sözleşmesi ola değerlendirilmez.
  • İşçi işini, özenle ve bizzat kendisi görmelidir.
  • İşverenin işçiye talimat verme yetkisi vardır.
  • İşçinin işverene kadar sadakat yükümlülüğü vardır.
  • İşveren, işçinin sağlığı için işyerinde her türlü önlemi almakla mükelleftir.
  • İşveren işçileri arasında ayrımcılık yapamaz. Kısmi süreli çalışma da buna dahildir.
  • İşin yapılabilmesi için gerekli ortam ve iş araçları işverence hazırlanmalıdır.
  • Ücret nakit olarak ödenir.
  • İşçiler için asgari ücretin altında bir ücret belirlenemez.
  • İşçi ve işveren anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirebilirler.
  • İşçinin vefatı iş sözleşmesini sona erdirir. İşçinin mirasçıları, işçinin alacaklarını talep edebilirler.
  • İşverenin ölümü iş sözleşmesini sona erdirmez.
  • Belirlenen süre ya da işin tamamlanması ile iş sözleşmesi sona erer.
  • İşçi ya da işveren, sebep göstermeksizin, diğer tarafa belli bir önel, süre vererek iş sözleşmesini sona erdirebilir. Bu durumda, sözleşmesi fesh edilen tarafın hakları saklıdır.
  • İşveren, ihbar süresinin tamlanmasını beklemek zorunda değildir. İhbar tazminatını peşin ödeyerek işçinin çalışmamasını isteyebilir.
  • İş sözleşmesini fesh eden işçi ya da işveren, ihbar süresine uymadığı takdirde, diğer tarafa ihbar tazminatı ödemek zorunda kalır.
  • İşçi ya da işveren, haklı bir nedene dayanarak iş akdini sona erdirebilir. Bu durumda ortaya konan sebep, geçerli bir sebep olmalıdır ve yasanın aradığı şartlara uymalıdır.
  • İşçinin kıdem tazinatına hak kazanması için en az 1 yıl ilgili işyerinde çalışması gereklidir.
  • Bildirimli fesihte işçinin her gün 2 saat iş arama izni vardır. İşçi bu süreleri topluca kullanabilir. İşçi bu süredeki ücretini tam alır.
  • İş akdi sona eren işçiye işveren, çalışma belgesi vermek zorundadır. Bu belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmesi ya da hiç düzenlenmemiş olması halinde işçi ya da yeni işveren, eski işverenden tazminat talep edebilir.
  • İşçinin yıllık ücretli izin kullanabilmesi için, en az 1 yıl çalışmış olması gereklidir. Kullanılan yıllık ücretli izin, önceki yılda hak edilmiştir.
  • İşveren, her işçi için bir özlük dosyası tutmak zorundadır.

İş Hukuku Davalarında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?:

İşe iade, işçi alacakları ve diğer iş hukuku alanına giren davalarda, işçinin ya da işverenin avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak hukukun bir bilim dalı olması, mevzuatın sürekli değişmesi gibi nedenlerle, hak kayıplarına uğramamak için bir avukat ile davanın takibi tavsiye edilir.