Siber güvenliğin her geçen gün daha da önemli hale geldiği hayatımızda, ülkemizin siber güvenliğinin nasıl sağlanacağı, kimlerin hangi konularda yetkili ve görevli oldukları gibi düzenlemelere yer verilen Siber Güvenlik Kanunu hakkında bilgilere yer verilmiştir. Kanun yeni suç tipleri ortaya çıkarmış olup, bu suç tipleri de yazıda sıralanmıştır. Milli güvenliğin bir parçası olan siber güvenlik sadece devletin kurumları ile sağlanamaz. Eğitim kurumlarında mutlaka bu konulara ilişkin dersler konulmalıdır. Zira dolandırıcılık için kurulmuş basit bir internet sitesi bile siber güvenliği tehdit eden unsurdur. Bununla mücadelenin en temel yolu ise bilinçli kullanıcı olmaktan geçer.

7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunun amacı kısaca, siber uzay olarak belirlenen alanda Türkiye Cumhuriyeti’nin milli gücünü oluşturan unsurlara karşı yöneltilebilecek tehditlerin tespiti, engellenmesi ve ortadan kaldırılması, gerçekleşebilecek siber olayların muhtemel etkilerinin azaltılmasına yönelik standartların belirlenmesi, ülkenin siber güvenliğinin güçlendirilmesi için strateji ve politikaların belirlenmesidir. Bu düzenlemeler sadece kamu kurum ve kuruluşlarının siber uzayda korunmasını değil, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşların siber saldırılara karşı korunmasına yönelik düzenlemeleri de kapsamaktadır. Zira bir bankanın siber saldırılara karşı korunmaması tüm ülkeyi etkileyebilmektedir. Bu amacın yerine getirilebilmesi için Kanun, Siber Güvenlik Kurulunun kurulmasına ilişkin esasları da düzenlemiştir.
Siber Güvenlik Kanununun kapsamı ikinci maddenin ikinci fıkrası ile daraltılmıştır. Bu fıkraya göre “4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu ve 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu uyarınca yürütülen istihbari faaliyetler ile 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu uyarınca yürütülen faaliyetler bu Kanun kapsamı dışındadır.“.
Yasada yer alan tanımlardan bazılarına kısaca değinmek, konunun anlaşılabilmesi adına faydalıdır:
Siber olaylara müdahale ekibi olarak tanımlanan ve tanımlar arasında yer alan SOME, ileride sıklıkla duyulacak kısaltmalardan biridir.
Siber güvenlik alanında belirlenen politika ve stratejilerin yürütülmesi ile siber saldırıların önlenmesi ya da gerçekleşen saldırıların etkilerinin azaltılması hususlarında tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler sorumlu kılınmıştır. Dikkat edileceği üzere siber güvenlik sadece devletin sorumluluğunda değil, vatandaşı dahi özen göstermesi gereken bir alan olarak belirlenmektedir. Yasanın bir diğer amacı olan “Siber güvenlik kültürünün toplum geneline yaygınlaştırılması hedeflenir.” ifadesi, bu sorumluluğun geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Gerçekten de herkesin telefon ve bilgisayar sahibi olduğu, çoğunluğun bir şekilde sunucu hizmetlerinden faydalandığı, verilerin siber uzayda saklandığı bir düzende sorumluluğun sadece kamu kurumlarına bırakılması mümkün değildir. Her vatandaş ve şirket, siber güvenlik hakkında bilgi sahibi olmalı, kişisel tedbirlerini almalı, haberdar olduğu tehlikeleri ilgili kuruma bildirmelidir. Ancak bu sayede saldırılar azaltılabilir ve oluşabilecek zararlar en düşük seviyede tutulabilir. Siber Güvenlik Başkanlığının internet sitesinde bulunan siber olay bildirimi formu (https://siberguvenlik.gov.tr/ihbar) ile vatandaşlar da şüpheli durumları Başkanlığa bildirebilmektedir. Örneğin dolandırıcılık vakalarında banka ya da kurum internet sitelerinin kopyaları kullanılmaktadır. Arama motoru aramalarında veya sosyal medyada reklam veren bu kişilerin kullandığı bu sahte internet sitelerini form aracılığı ile bildirmek, mağduriyetlerin önüne geçmek için oldukça önemlidir.
Siber Güvenlik Kanunu, Siber Güvenlik Başkanlığına bazı yetkiler vermektedir. Bu yetkilerden yola çıkarak siber saldırıya uğrayanların Başkanlıktan alabilecekleri destek şu şekilde belirtilebilir:
Siber Güvenlik Kanunu madde 2, kapsamı belirlemiştir. Buna göre siber uzayda varlık gösteren, faaliyet yürüten, hizmet sunan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşları Kanun kapsamındadır. Kanun bunlara bazı sorumluluklar yüklemiştir. 7’nci maddede belirlenen bu sorumluluklara göre kapsamındakiler:
a) Başkanlığın görev ve faaliyetleri kapsamında talep ettiği her türlü veri, bilgi, belge, donanım, yazılım ve diğer her türlü katkıyı öncelikle ve zamanında Başkanlığa iletmek.
b) Siber güvenliğe yönelik olarak milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak, hizmet sundukları alanda tespit ettikleri zafiyet veya siber olayları gecikmeksizin Başkanlığa bildirmek.
c) Kamu kurumları ve kuruluşları ile kritik altyapılarda kullanılacak siber güvenlik ürün, sistem ve hizmetleri Başkanlık tarafından yetkilendirilmiş ve belgelendirilmiş siber güvenlik uzmanlarından, üreticilerden veya şirketlerden tedarik etmek.
ç) Sertifikasyon, yetkilendirme ve belgelendirmeye tabi siber güvenlik şirketlerince faaliyete başlamadan önce mevcut düzenlemeler çerçevesinde Başkanlığın onayını almak.
d) Siber olgunluğun artırılmasına yönelik Başkanlık tarafından geliştirilen politika, strateji, eylem planı ile yayımlanan diğer düzenleyici işlemlerde yer alan hususları yerine getirmek ve gerekli tedbirleri almak,
şeklinde sıralanan kurallara uymak zorundalardır.
Siber Güvenlik Kanunu 16’ncı maddede, aşağıda sayılan fiilleri suç olarak tanımlamış ve cezaları belirlemiştir.
Siber Güvenlik Kanunu madde 17’ye göre idari para cezası uygulanmadan önce ilgilinin savunması alınmalıdır. İlgilinin, tebliğden itibaren 30 gün içinde savunmasını sunması mümkündür. Sürenin geçirilmesi, savunma hakkından feragat anlamına gelir.
İdari yaptırım kararı verilmeden önce ilgilinin birden çok kabahat işlediği belirlenirse, tek idari para cezası verilir ancak bu ceza 2 katına kadar artırılabilir. İşlenen kabahat ile ilgili menfaat temin etmiş veya zarara sebebiyet vermişse, verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az beş katından fazla olamaz.
İdari para cezası Başkanlık tarafından verilir ve tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Ödenmezse, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre vergi dairelerince tahsil edilir.
İdari para cezalarına karşı idari yargıda dava açılabilir.