Tanıma ve Tenfiz Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Yazılma Tarihi:
Güncellenme Tarihi: 2014-12-02

Tanıma ve tenfiz davası, uluslararası sözleşmelere göre belirlenmiş kurallar dahilinde, yabancı bir mahkemece verilen kararın, Türk mahkemelerince de tanınması ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da, yabancı mahkemenin verdiği kararın uygulanmasıdır. Tanıma ve tenfiz davalarının en sıkıntılı özelliği, genellikle tarafların tebligat adreslerinin yurtdışında bulunması nedeniyle, yapılması zorunlu tebligatların yapılması için uzun süreler beklenmesidir.

Sürelerin kısaltılması için en basit yol, tarafların Türkiye’deki avukatlar tarafından davada temsil edilmeleridir. Bu sayede tebligatlar avukatlara yapılacak, yukarıda bahsedilen süre oldukça kısalacaktır.

Tanıma ve tenfiz davalarındaki tebligat sürelerinin yanısıra bir diğer önemli husus, davayı açan davacının, dava dilekçesini eksiksiz hazırlaması gerekliliğidir. Zira dosyaya sunulması gereken ancak sunulmamış olan bir belge, bunun tamamlanmasının beklenmesine sebep olabileceği gibi, davanın reddine de neden olabilir. Örneğin, yabancı mahkeme kararını alan kişi, bu belge ile tanıma ve tenfiz davasını açamayacaktır. Bu kararın yeminli bir tercüman tarafından Türkçe’ye çevrilmesi ve çevrilen metnin de Türk makamlarınca doğruluğunun onanması gereklidir. Aksi halde salt yabancı mahkeme kararı ile davanın kabulu mümkün olmayacağı gibi, yapılacak masraflar da zayi olacaktır.

İstanbul Barosu levhasına kayıtlı olarak Avcılar, İstanbul'da hukuki faaliyetlerine devam eden Av. Erdem Akçay tarafından oluşturulmuş içeriğin izinsiz kopyalanması yasaktır. Alıntı yapılırken kaynak gösterilmesi gereklidir. Yazar hakkında bilgi için Hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.