Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davası

Yazılma Tarihi:
Güncellenme Tarihi: 2019-11-05

Boşanma sebepleri arasında sayılan “Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış” ile ilgili yasal düzenleme şu şekildedir:

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Madde metninden de açıkça görülebileceği üzere eğer eşlerden biri;

  • Diğerinin hayatına kastetmişse ya da bir başkasını bununla ilgili olarak azmettirmişse,
  • Diğer eşe pek kötü davranışta bulunmuşsa,
  • Diğer eşe ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunmuşsa,

diğer eş, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayanarak boşanma davası açabilecektir. Ancak diğer eş, bu sebebe dayanmayıp, evlililik birliğinin sarsılmasına da dayanabilir. Dava açma süresi, boşanma davasını açma sebebinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halükarda 5 yıldır. Eğer diğer eş, sebebe ilişkin davranışı affetmişse, tekrar bu sebebe dayanarak dava açamayacaktır.

Davranışın ne zaman pek kötü, ağır derecede onur kırıcı olduğu, yargılama ile ortaya çıkacak hususlardır.

Boşanmada Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Ne Demektir?

Kanun, özel boşanma sebepleri arasında hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışı da saymıştır. Bu nedenler, mutlak boşanma nedenidir. Dolayısıyla hakim ayrıca durumun, tarafların ortak yaşamalarına engel olup olmadığını araştırmayacaktır. Durumun tespiti halinde boşanmaya karar verecektir.

Pek kötü veya onur kırıcı davranışın varlığı, yaşanan olayın özelliklerine göre mahkemece değerlendirilecektir. Dolayısıyla bunların maddeler halinde sayılması mümkün değildir. Ancak pek kötü muameleden, eşe eziyet edilmesi, acı çektirilmesi, bedensel ve ruhsal açıdan zarar verip bedeni ve ruhi sağlığına zarar veren davranışlar anlaşılmaktadır.  Onur kırıcı davranışlar ise, kişinin kendisine duyduğu ya da başkaları tarafından ona duyulan saygınlığın, haysiyetin zarar gördüğü davranışlardır. Eylemler kasıtlı olmalı, eşe yöneltilmiş olmalı ve zarar verici nitelik taşımalıdır. Bunun yanı sıra, kişinin eşi ile ilgili olarak suç uydurma suçunu işlemesi, gibi eylemler, onur kırıcı davranış niteliği taşır.

Her Onur Kırıcı Davranış, TMK 162 Kapsamında Kabul Görmez

Boşanma davalarında geçerli olan genel ve özel boşanma nedenleri, Türk Medeni Kanunu tarafından düzenlenmiştir. Özel boşanma nedenleri arasında yer alan onur kırıcı davranış, aynı kanunun 162/1’inci maddesinde yer almaktadır. Maddeye göre:

Eşlerden herbiri …. ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Dikkat edilirse yasa koyucu maddede onur kırıcı davranışların tamamının özel boşanma nedeni olarak sayılacağını söylememiş, aksine onur kırıcı davranışın mutlaka ağır dereceye sahip olması gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay da 2010 tarihli bir kararında,

Onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için ( T.M.K. madde 162 ) her türlü onur kırıcı davranış değil, ağır derecede onur kırıcı bir davranışın gerçekleşmesi gerekir.

vurgusunu yaparak, eğer onur kırıcı davranış ağır değil ise, TMK md. 162 dayanağıyla açılan boşanma davasının reddolunması gerektiğini belirtmiştir.

Onur kırıcı davranışın “ağır” niteliğinin bulunmaması halinde ise TMK 166 kapsamında genel sebeple boşanma davası açılabilecektir.

Kategori: Aile Hukuku

İstanbul Barosu levhasına kayıtlı olarak Avcılar, İstanbul'da hukuki faaliyetlerine devam eden Av. Erdem Akçay tarafından oluşturulmuş içeriğin izinsiz kopyalanması yasaktır. Alıntı yapılırken kaynak gösterilmesi gereklidir. Yazar hakkında bilgi için Hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.