Medeni Usul Hukukunda Tasarruf İlkesi

Yazılma Tarihi: 2020-04-24
Güncellenme Tarihi: 2020-05-03

Tasarruf ilkesine göre davayı taraflar açabilir. Hakim re'sen davayı açamaz ve uyuşmazlıkla ilgili karar veremez. Talep taraflardan gelmelidir. Hakkı olsa da kimse dava açması ya da açtığı davayı takip etmesi için zorlanamaz. Tarafların tasarruf yetkisi dava açılmasından sonra da devam eder. Özel düzenlemeler dışında karar da tarafların talebiyle ortaya çıkar.

Medeni Usul Hukukunda Tasarruf İlkesi

Tasarruf İlkesi Nedir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK) madde 24’te hayat bulan tasarruf ilkesi, davanın kim tarafından başlatılabileceği ve hakimin kendi kararıyla dava oluşturup oluşturumayacağı hususu üzerine kurulu usul hukuku ilkesidir. Özel hukuk alanına giren uyuşmazlıkların ve vakaların çok büyük çoğunluğu, sadece konunun taraflarını ilgilendirir. Örneğin manevi zarara uğradığını düşünen kişinin zararının tazminine konu davada, zarar verenle zarara uğrayanı ilgilendirir. Bu uyuşmazlıkla ilgisi olmayan kişiler için davanın neticesinin temelde ve doğrudan hiçbir değeri yoktur. İlgisiz kişi için bu davanın önemi, adaletin yerine gelip gelmediği ve hukuk devleti ilkesine sadık kalınıp kalınmadığı ile sınırlıdır. Zira ilgisiz kişinin de ileride böyle uyuşmazlıkla karşılaşması mümkündür. Dolayısıyla dava neticesinde verilen kararın adil olup olmadığı, hukuk kurallarına uyup uymadığı ile ilgili ayrıntılar dışında, kimin, ne kadar tazminat ödeyeceğinin dava ile ilgisi olmayan kişi için bir değeri yoktur. Bu nedenle özel hukuka dahil uyuşmazlıklarda tasarruf ilkesi oldukça önemlidir.

Tasarruf yetkisine göre, hakkın kullanım yetkisi ve buna bağlı olarak kullanımı, taraflara bırakılmıştır. Hakim, uyuşmazlığın tarafları harekete geçmediği, talep etmediği sürece uyuşmazlığı, davayı inceleyemez ya da karara bağlayamaz(HMK md 24/1). Dava açılış aşamasında olduğu gibi tarafların tasarruf yetkisi, ilk derece mahkemesinin kararından sonra da devam eder. İlk derece mahkemesinin kararını doğru bulmayan taraf, yasada imkan tanınıyorsa, dilerse karara itiraz eder, dilerse etmez. Taraf talep etmedikçe karara ilişkin itiraz yapılamaz.

Maddenin ilk fıkrasında hakimin, tarafların talebi olmadıkça davayı inceleyemeyeceği belirtilmişti. İkinci fıkrada ise, tarafların bu tasarruf yetkilerini kullanmaları için zorlanamayacakları, zorla dava açtırılamayacağı ya da hakkını istemesi için harekete geçirilemeyeceği yönünde hüküm kurulmuştur(HMK md. 24/2).

HMK madde 24/3 ise, uyuşmazlıkla ilgili tasarruf yetkisi bulunanların bu yetkilerinin dava açıldıktan sonra da devam edeceği ortaya konmaktadır. Davayı açanın davasından feragat etmesi, davasını geri alması, davasını takip etmemesi, davalının davayı kabul etmesi ya da tarafların sulh olmaları halleri, tasarruf yetkisinin taraflara ait olduğunu ortaya koymaktadır.

Şüphesiz her özel hukuk ilişkisi için tasarruf ilkesi geçerli değildir. Kamu hukukunu ilgilendiren konularda re’sen dava açılabileceği gibi hakim re’sen davayı devam ettirip kararını verecektir. Örneğin, evliliğin mutlak butlanla batıl olduğu hallerde evliliğin iptali davası Cumhuriyet Savcısı tarafından re’sen açılabilmektedir. Babalığa ilişkin olarak tanımanın iptalini şartları oluşmuşsa yine Cumhuriyet Savcısı dava edebilecektir. Bu davalarda davanın taraflarca açılmış olması halinde bile davadan feragat sonuç doğurmaz ve davaya devam edilerek karar verilir. Bir diğer örnekte ise TMK madde 166/3’e göre anlaşmalı boşanma davasında hakim gerekli görürse tarafların üzerinde anlaştıkları hususlarda değişiklik yapabilir.

Tasarruf İlkesine İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2015/22-2940 E., 2018/1367 K., 27.9.2018 T.

Belirtmek gerekir ki, bir davanın tarafları aleyhlerine olan bir hükmün tamamını temyiz edebilecekleri gibi yalnızca bir bölümünü temyiz edip, diğer bölümlerini temyiz etmeyebilirler. Davalıların birden çok olması durumunda temyiz etmeyen davalı taraf yönünden hüküm kesinleşmiş olur. Yukarıda ifade edildiği gibi medeni usul hukukunda kural olarak tasarruf ilkesi geçerli olduğundan, mahkeme birinin talebi olmaksızın kendiliğinden bir davayı inceleyip karar veremez ( HMK m. 24 ). Ayrıca tarafların tasarruf yetkisi dava açıldıktan sonra ve kanun yollarına başvuru sırasında da geçerlidir. Bu nedenledir ki kanun yolu incelemesi sadece aleyhine kanun yoluna başvurulan talepler hakkındaki kararlar bakımından yapılır.

Yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki bilgiler ışığında, uyuşmazlık konusu olayda davalı vekilince herhangi bir somut temyiz sebebinin bildirilmediği gözetildiğinde, sadece kanunun açık hükmüne ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/25457 E., 2014/24571 K.,3.12.2014 T.

Hakim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın res’en bir davayı tetkik ve halledemez ( HMK md. 24/1 ). Bu durumda ortada davalı ( kadın ) tarafından açılmış karşı boşanma davası bulunmadığı halde, karşı boşanma davası varmış gibi, bu davanın da kabulü ile boşanma kararı verilmesi kanuna açık aykırılık teşkil edeceğinden…

Yazar: Avukat Erdem Akçay

Yorumlar

  • Meltem T* diyor ki:

    Tasarruf denince fazla masraf yapmadan davayı sonlandırmam akla gelebiliyor. Bu nedenle ilkenin adı değiştirilse yerinde olur. Ama açıkçası benim aklıma düzgün bir ifade gelmiyor. Taraf olma desek olmaz.

    • Avukat Erdem Akçay diyor ki:

      Hukuki terimler yılların süzgecinden geçerek günümüze geldiği için, yerlerine yeni terimler bulmak ve bu terimleri kabul ettirmek pek kolay olmuyor.

Konu Hakkında Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen Dikkat: Form aracılığı ile "Medeni Usul Hukukunda Tasarruf İlkesi" hakkındaki değerlendirmelerinizi, eklemelerinizi, önerilerinizi ya da yorumlarınızı iletebilirsiniz. Sorularınız için iletişim sayfasını kullanınız.